ANKARA BAROSU 

16.02.2015

 

20 yaşındaki canımız, ÖZGECAN’ımız hunharca katledildi. Özgecan için yasta değil, isyandayız.

Tek suçu kadın olmak,  insanca yaşamak  ve okumak istemesiydi. Okulunu bitirince, belki de onlara  da faydalı olacağı caniler, bunu ona çok gördüler.

Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin sebep ve sonuçlarını yıllardır defalarca dile getirdik. Kadınlarla erkekler arasındaki eşitsizlik ve her türlü ayrımcılığın bir sonucu olan erkek şiddetine karşı, acil ve caydırıcı önlem alınması, en ağır cezaların, indirim uygulanmadan verilmesi gerektiğini belirttik. Ancak  sorunun çözümünün, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına karşı bakış açısının değiştirilmesi gerekliliği olmasına rağmen,  bu konuda bir arpa boyu yol alamamış olmamız, önümüze çıkan acı gerçek.

Kadın cinayetlerindeki ve kadına yönelik şiddetteki korkunç artış; bir kişinin annesinin bile diz kapağından dahi tahrik olabileceğini utanmadan söyleyen, hamilelerin sokağa çıkmasının edepsizlik olduğunu ileri süren, 6 yaşındaki kız çocuğuyla evlenmek mümkündür diyen zihniyetin, kadın üzerinden yürütülen yanlış politikaların ve söylemlerin sonucudur. Bu olaylar azımsanamaz, küçümsenemez, münferit kabul edilemez.

Kadın önce insandır, kadınların dolmuşa bindiğinde şoförün kapıyı kapatıp, gaza basarak ıssız bir yere götüreceği korkusuna kapılmadan, bu korku yüzünden tek kalmamak için son inenle birlikte inmek zorunda kalmadan, ıssız bir sokakta iki adımda bir arkasına tedirginlikle bakmadan, arkasından gelen kişinin adımlarının temposuna kulak kesilmeden, yanından geçen birinin kendisine taciz edebileceği endişesi olmadan, evde, sokakta, işyerinde güvenle yaşayabilmesini istiyoruz. Devlet bu görevini yerine getirme de, sınıfta kalmıştır.

Bizler, mağduru tek başına, gece sokağa çıkmakla suçlayan zihniyete, “Devlet, sokakların güvenliğini sağlasın” demek için buradayız ve kadının insan hakları savunucuları olarak;

Dolmuş ile evine giderken, böyle bir vahşete imza atılan Ülkemizin, Dünya Liderlerine sesleniyoruz: Kadına ikinci sınıf muameleleri destekleyen ve kadını aşağılayan açıklamalarınız, sizce bu vahşetin neresindedir?

Kadını cinsel obje yapıp, cinsel obje olarak görmeye şartlandıran, kadın ile erkek bir arada bulunursa, cinsellik akla gelir diyen,  erkeği eğiteceğine, kadını geri çekmeye ve eve kapatmaya çalışan zihniyetlerin, daha sonra ağıt yakmaları ve taziye ziyaretinde bulunmaları, sizce ne kadar samimidir?

Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın sona erdirilmesi için;

-Kadını değersizleştiren ve ikincil konuma sokan söylemlerde bulunmayı kendisine hak görenler, artık bu konuşmalarından vazgeçmelidirler.

-Öldürülen ya da şiddet uğrayan kadınların; giydikleri elbiselerin rengi, makyaj yapmaları, evlerine bir saat geç gelmeleri, cep telefonuyla sıkça konuşmaları gibi nedenlerin, tahrik sayılarak, büyük ceza indirimleri uygulanmaktadır. Toplumun en savunmasız bırakılmış kesimi olan kadın ve çocukların, yaşam hakkına yönelen suçlarda, ceza indirimi uygulanmamalıdır.

 “Kadının İnsan Hakları”na ilişkin mücadelemiz, kadın cinayetleri ve şiddet son bulana kadar devam edecektir. Bizler, kadının insan hakları savunucuları olarak, susmayacağımıza  söz veriyoruz.

Kamuoyuna da, “Unutma! bir gün  senin kızının, eşinin, annenin veya kız kardeşinin de başına gelebilir” diyerek sesleniyor ve şiddete uğrayan kadına müdahalede ve yardımda, duyarlı olmaya, “aile içi sorundur, ya da ne yapmıştır da hak etmiştir” diyerek, insanlık suçu işlememe görevini, yerine getirmeye davet ediyoruz.

Senin ve senin gibi pek çok kadının hayatta kalmasını sağlayamadığımız, hak ettiğiniz gibi özgür ve güven içinde yaşatamadığımız için özür dileriz ÖZGECAN. En azından yargılama sürecinde davaya müdahil olup, sanıkların en ağır şekilde ve en kısa sürede cezalandırılması için, elimizden geleni yapacağımıza emin olabilirsin. Işıklar içinde uyu masum meleğimiz.

ANKARA BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ                                   

 

 
Sicil :
Adı :
Soyadı :